Whatsapp
HABERLER
Aç gözlü enflasyon yılbaşını ham yaptı

Artan fiyatlar ve düşen alım gücü, yeni yıl sofralarını küçülttü. Maliyet yüzde 51,06 artarken uzmanlar, yaşanan tablonun klasik enflasyon değil, “aç gözlü enflasyon”un sonucu olduğunu vurguladı.

İLAYDA ŞAHİN - EGE TELGRAF/ Yeni yıl yaklaşırken evlerde yılbaşı sofraları konuşulmaya başlandı. Ancak bu kez konuşulan heyecan değil, hesap oldu. Alışveriş listeleri elde tutuldu, market raflarının önünde uzun uzun duruldu. Sepete atılan her ürün iki kez düşünüldü. Bir zamanlar “olsun” diye alınanlar, bu yıl “olmasa da olur” denilerek rafta bırakıldı. Yeni yıl gecesi, birçok evde umutla birlikte endişenin de masaya oturduğu, kutlamanın yerini temkinin aldığı bir tabloya dönüştü. Uzmanlar ise bu tablonun geçici olmadığına dikkat çekti.

“YÜZDE 51 DAHA FAZLA”

Yılbaşı alışverişine dair tabloyu en net ortaya koyan veriler, Tüketici Birliği Federasyonu Market Endeksi çalışmasında yer aldı. Federasyon Çalışma Grubu Başkanı Bingül Ceviz, yaptığı açıklamada sofraların neden küçüldüğünü rakamlarla anlattı. Ceviz, “Geçen bir yıllık zaman içinde fiyatlardaki artış oranı, 2025 yılı yüzde 30 asgari ücret artış oranından yaklaşık yüzde 21 daha fazla oldu. Ortalama tüketicilerin alım gücü her geçen gün düşerken fiyatların artış hızı katlanarak devam ediyor. Ev ortamında yeni yılı karşılamak isteyecek olan ailelerin geçen yıla göre bu yıl ceplerinden yüzde 51,06 daha fazla para çıkarak ancak aynı sofrayı kurabilecekleri gerçeği apaçık ortada” dedi. Artık tüketicilerin geçim sıkıntısından ziyade açlıkla mücadele ettiklerini söyleyen Ceviz, “Tüketicilerin hayatta kalabilmek için borçlanmak zorunda kaldıkları ve borç batağı içinde oldukları söylenebilir” ifadelerini kullandı.

DERİN HAYAT PAHALILIĞI

Rakamların çizdiği bu tabloyu yalnızca fiyat artışlarıyla açıklamak ise yeterli olmadı. Ekonomistler, yaşanan sürecin daha derin bir hayat pahalılığına işaret ettiğini vurguladı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Ekonomist Prof. Dr. İbrahim Attila Acar, yaşananların sadece enflasyon oranlarıyla açıklanamayacağını belirterek “Enflasyon satın alma gücünü Türkiye’de önemli derecede aşındırdı. Şu anda açıklanan rakamlarla yüzde 30 seviyesindeki enflasyonla yılı kapatmış olacağız. Ancak Türkiye’de enflasyon satın alma gücümüzü ölçmeden, sadece fiyat artışlarıyla ölçülen bir değer haline gelmiş durumda. Bu yüzden daha maliyetli şekilde ihtiyaçlarımızı karşılamaya başladık. Enflasyon rakamlarıyla bizim satın alma gücümüz örtüşmemesinden kaynaklanan bir hayat pahalılığı ve satın alma gücü kayıpları yaşıyoruz” dedi.

“BEDELİ TOPLUM ÖDÜYOR”

Acar, Türkiye’de son dönemde yaşanan fiyat artışlarının klasik enflasyon tanımının ötesine geçtiğini belirterek süreci “aç gözlü enflasyon” olarak tanımladı. Son aylardaki ekonomik göstergelere dikkat çeken Acar, “Son dört ayda vergiler artmadı, enerji ücretleri ve asgari ücret artmadı, petrol fiyatları ve faizler düştü ama hala zam yapılıyor, hala fiyatlar yükseliyor. Üstelik ithal ürünlerde zam yok. Ama biz neden hala bunu enflasyon olarak ödüyoruz? Çünkü Türkiye’de ‘aç gözlü enflasyon’ var. Bundan dolayı herkes satın alma değeri düştü, satın alma zorlaştı gerekçesiyle aylık güncellemeler halinde fiyatları artırmaya başladı ve bunun bedelini tüm toplum olarak biz ödüyoruz” şeklinde konuştu.

“FİYAT ARTACAK DÜŞÜNCESİ”

Sofraların artık sadece cebimizdeki parayla değil, beklentilerimiz ve algılarımızla kurulduğunu vurgulayan Acar, artık gelirin değil, giderlerin yönetilmeye çalışıldığını söyledi. İsrafın hala büyük bir sorun olduğuna işaret ederken, bir yanda çöpe giden gıdalar, diğer yanda bu gıdaya ulaşamayan insanların varlığının altını çizen Acar, “Tüketici olarak ‘bunun fiyatı artacak’ düşüncesiyle beklentilerimizi olumsuzda tutarsak o ürünün fiyatı artacak diye stok yapmaya başlıyoruz. Fazla mal stok edince ‘arz eksikliği yani kıtlık teorisi’ oluyor ve fiyatlar yeniden yükselmeye başlıyor. Dolayısıyla fiyatların piyasalarda bu kadar dengesiz hale gelmesinin arkasında davranış bozukluğu da var” şeklinde konuştu.

“FAKİRLİK YERLEŞİYOR”

Benzer bir çerçeveden değerlendirme yapan Ekonomist Dr. Ayhan Bülent Toptaş ise 2025 yılının dar ve sabit gelirliler açısından oldukça zor geçtiğini vurgulayarak, “Dünyada gıda enflasyonu en yüksek olan ülkelerdeniz. Genç işsizlik de var. Önümüzde 2026 var ve 2025’e benzer şekilde geçecek gibi görünüyor. Enflasyon düşse bile hayat pahalılığı devam edecek” dedi. Gelir dağılımındaki bozulmanın artık günlük hayatta net biçimde hissedildiğini belirten Toptaş, sürecin kalıcı hale gelme riskine işaret ederek “Orta sınıf eriyor ve gelir dağılımı bozulduğunu gelir eşitsizliğinin arttığını görüyoruz. Fakirlik yerleşiyor izlenimi var. Bu yıl gibi davranılmaya devam edilirse fakirlik yerleşip yayılmaya devam edecek. Bizim yeni yılda yapısal reformlara, teknoloji ağırlıklı sektörleri desteklemeye ve ön plana çıkarmaya, tarımdaki dalgalanmalar ve üretim düşüşleri konusunda dikkatli olmaya ve son olarak kamu da tasarruf amacıyla önemli hamleler yapmaya ihtiyacımız var” dedi.

“VAZGEÇİŞ DEĞİL HAYATTA KALMA”

Tüketici cephesinden tabloyu değerlendiren TükoDer İzmir Şube Başkanı Av. Fatih Kurdoğlu ise yılbaşı sofralarının artık sembolik bir hal aldığını belirterek, tam kapsamlı, zengin bir yılbaşı sofrası kurmak asgari ücretli ya da emekli için neredeyse imkansız olacağını söyledi. Kurdoğlu, Mütevazı bir sofra dahi geçen yıla kıyasla yüzde 70’in üzerinde pahalanmış durumda. Bu nedenle tüketiciler ilk olarak pahalı et ürünlerinden, lüks tatlılardan ve alkollü içeceklerden vazgeçiyor” ifadelerini kullandı. Yılbaşı sepetinin küçülmesi artık geçici bir kriz refleksi olmadığını belirten Kurdoğlu, “Bu durum Türkiye’de tüketicinin yeni normalidir. Bu, vazgeçiş değil; hayatta kalma ve kontrol stratejisidir. Tüketicinin önceliği barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaktır” açıklamasında bulundu.

Aç gözlü enflasyon yılbaşını ham yaptı! 

 
EKLENME TARİHİ 22 Aralık 2025,

Sosyal Medyada Paylaş

Tüketici Birliği Federasyonu hizmetlerin iyileştirilmesi ve web sitesinde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır.
close