-
HABER ATM’lerde Para Çekme İşlemlerinde Değişiklikler
04 Mart
-
HABER Tüketiciler Birliği Federasyonu uyardı: 'ZDS'de eksikler var düzenleme yapılmalı'
19 Ocak
-
HABER ''İsrail'de ENERJİ üretimi de olan Zorlu Holding ürünlerine boykot başlattı'' - Tüketici Birliği Federasyonu!
04 Mart
-
HABER Para Puan Uyarısı: Yıl Bitmeden Kullanın
03 Kasım
Vatandaşlar sosyal medyada
enflasyonun da üzerinde fiyat artışı yapan kafe ve restoranlara yönelik boykot
başlattı. Fakı Mehmet Efendi Baklavaları Yönetim Kurulu Başkanı Uzel de işletme
sahibi olarak boykotu desteklediğini ve devletin fahiş fiyatlara karşı üst
limit uygulaması gerektiğini söyledi.
Türkiye İstatistik Kurumunun
açıkladığı Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verilerine göre, her ay fiyat
artışının en yüksek olduğu sektör lokanta ve oteller grubu oluyor. Mart ayında
yıllık bazda gıda fiyatları yüzde 70, TÜFE yüzde 68 artarken lokanta ve oteller
grubunda fiyat artışı yüzde 95 oldu. Şubatta da yine TÜFE yüzde 67 iken lokanta
ve oteller grubu enflasyonu yüzde 94 idi. Kafe ve restoranlarda yemek
fiyatlarındaki söz konusu fiyat artışlarına karşı vatandaşlar boykot kampanyası
başlattı.
“Küçülmüş porsiyonlar, kalitesi
düşmüş içerikler ile bize sunulan fahiş fiyatlı yemeğe BOYKOT” 20-21 Nisan’da
kafe ve restoranlara gitmiyoruz.” açıklamasıyla yapılan ve sosyal medyada
binlerce kişinin destek verdiği “Fahiş yemeğe boykot” kampanyası dün başladı.
‘YÜKSEK ENFLASYON SUİSTİMAL
EDİLİYOR’
Aydınlık’a konuşan Kıbrıs Türk İş
İnsanları Derneği İstanbul Temsilcisi ve Fakı Mehmet Efendi Baklavaları Yönetim
Kurulu Başkanı Fevzi Uzel ise bir işletme sahibi olarak boykota destek
verdiklerini açıkladı. Daha önce de fahiş fiyatlarla mücadele adına “Bir tuğla
da sen koy” kampanyası başlattıklarını hatırlatan Uzel, şu ifadeleri kullandı:
“İstanbul’da bize ait 30 ve
franchising 30 olmak üzere 65’e yakın şubemiz var. En pahalı lokasyonlarda
kiracı olmamıza rağmen baklavayı 175 liraya, çayı 15 liraya, kahveyi 25 liraya
satabiliyoruz. Tüketicilerin bu boykotu yapıyor olması çok önemli. Bir işletme
sahibi olarak, boykot edilen tarafta zincir işletme sahibi olarak tüketicilerin
bu boykotu güçlü bir şekilde destekliyorum. Kafe, restoran sektöründe fiyatlar
fahiş düzeyde. Maliyet haricinde, mevcut ortam suistimal edilerek fiyat
yükseltiliyor.”
Türkiye’de müşterilerin fiyatları
sorgulamadğını ve bazı işletmelerin bu durumu suistimal ettiğini dile getiren
Fevzi Uzel, şöyle devam etti:
“Müşteri olarak arkadaşlarımızla
birlikteyken adisyonu bile incelemeyiz. Mahcup bir şekilde göz ucuyla bakarız.
Fiyatlar da kapalı bir dosya içinde gelir. Açıktan konuşulmaz. Bunu da
işletmeler fırsat biliyor. İkinci neden de masalarda çok fazla zaman geçiren
müşteriden kaynaklı maliyet çalışması. İşletme sahipleri ‘Bir müşteri saatlerce
oturup bir çay içebiliyor.’ şikayetiyle ‘Aldığımız ücret çayın karşılığı değil
işletme maliyetini karşılamak için masada geçirilen zamanın karşılığı.’
diyorlar. Biz de işletmelerimizde şöyle bir tedbir uyguladık; otoparklarda
olduğu gibi saat ücreti yazmaya başladık. Çayı yine 15 liradan veriyoruz fakat
bir saatten sonra masa tarifesi uyguluyoruz. Müşteriler başta tepki gösterdi
ancak daha sonra bu tepkiler yok oluyor. Çünkü bu şekilde bir veya iki saat
kafede oturan insanlar diğer müşterilerin maliyetini kendi aldığı ürün fiyatı
ile karşılamak zorunda kalmıyor. Fiyat zammının önüne geçiliyor.”
ÖZEL SEKTÖRE ÇAĞRI
Sivil toplum kuruluşlarının da
fahiş fiyata önlem alabileceğini kaydeden Uzel, şöyle konuştu: “Kıbrıs Türk İş
İnsanları Derneği, üyelerini öz denetime tabii tutuyor. Müşterilerden, üye
şirketlere ilişkin fahiş fiyat şikayeti geldiği takdirde araştırılıyor ve para
cezası, üyelikten çıkarma dahil yaptırım uyguluyor. Özel sektörün bizzat
kendisi STK’lar aracılığıyla önlem alabilir.
“Meslek odalarının bize hiçbir
faydası yok. Ankara Ticaret Odası Başkanı, boykotun enflasyonu düşürmeyeceği,
faydalı olmayacağı yönünde açıklama yapmış. Böyle bir açıklama yapmasın,
istemiyoruz. Açıklamanın üyelerine de hiçbir katkısı yok. Bir tane esnaf,
meslek odasından faydalı görmemiştir. Bize hiçbir kanaat önderliği, öncülük
yaptıkları yok. Personel temini sorununa bile çözüm bulunmuyor.”
YEMEK KARTI KOMİSYONLARI
İyi niyetli işletmelerin maliyet
nedenli fiyat artışlarına da devletin önlem alması gerektiğini belirten Uzel,
şöyle devam etti:
“Pos cihazları, kredi kartı
komisyon oranları ve yemek poslarının komisyon oranları işletmelere maliyet
yüklüyor. İşletmeleri, uluslararası yemek kartı şirketlerinin elinden kurtarmak
gerekir. Yüzde 6, yüzde 10’a kadar varan komisyonlar veriyoruz. Bunlar kredi
kartı vasıtası ile başta kamu bankalarıyla çözülebilir. Şirketler vergiden muaf
olmak için personeline yemek kartı tahsis ediyor. Bu çok basit bir düzenleme
ile önlenebilir. Şirketlerin anlaşmalı olduğu, personel maaşlarını ödediği
bankada bloke olarak bekleyen parası var. Bu parayı personel yemekleri için
kullandırtabilir devlet. Vergi de alınmazsa yüzde 10’a varan komisyon alan
yemek şirketlerinden kurtarmış olur.
“İşletmelerin yatırım maliyeti
yüksek. Bunu gidermenin yolu da işletmeleri pos cihazı, kredi kartı
komisyonlarından kurtarmak. Blokedeki paramızı 40 gün sonra aldığımızda
komisyon alınmıyor. Ancak ihtiyaç halinde erken çekilirse komisyon ödeniyor.
Parayı çekip kullanmak yerine bloke olan parayı mal tedariki ve personel
ödemeleri için kullanılırsa hem komisyon ödenmez hem de bloke bozulmaz. Bu da
hem bankanın hem de işletmenin kârlı olacağı yöntem olabilir.” Özel sektör
işletme sahibi olarak devletin piyasada üst limit uygulaması yapabileceğini
vurgulayan Uzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Devlet banka kredi kartı
komisyonuna, uçak biletine vs. üst limit uygulaması başlattı. Bizim sektörde de
temel ürünlere üst limit koyabilir. Örneğin simit, çay. Bir maliyet ve kâr
marjı hesaplaması yaparak üst limit koyulabilir. Bir çayın 50 lira olmasını
gerektirecek hiçbir sebep yok. Lokanta girişlerinde menü uygulaması başlatıldı
fakat çok uzun listeler olduğu için insanlar okuyamıyor. Onun yerine temel
ürünlerin büyük bir şekilde girişlere fiyatı yazılmalı. Ayrıca ürünlerin birim
fiyatlarına standart getirilmeli. Eğer bir ürün kilogram olarak satılıyorsa
birim fiyatı kilogram üzerinden etikete yazılmalı. Adet olarak satılıyorsa da
adedinin fiyatı etikete yazılması zorunlu olmalı. Aksi takdirde yanıltıcı
etiketler oluşuyor.”
‘TÜKETİCİLERİN EN BÜYÜK GÜCÜ
TÜKETMEMEKTİR’
Sosyal medyada başlatılan boykot
kampanyasına tüketici örgütleri de destek verdi. Tüketici Konfederasyonu
Başkanı Aydın Ağaoğlu, katıldığı televizyon programında porsiyonların küçüldüğü
yönünde şikayetler aldıklarını vurgulayarak, “Pek çok işletmeler porsiyonların
hangi miktarda olduğunu menüsünde yazmıyor. Fiyat etiketi yönetmeliğinin 5.
maddesinde zorunlu. Ürünün gramı, adedi yazılması lazım. Tüketicinin en büyük
gücü tüketmemektir. Biz boykotu destekliyoruz. 20-21 nisan tarihlerinde ürün
satın alımı yapmayacağız.” dedi.
İşletme sahibinden fahiş fiyat
boykotuna destek: Devlet fiyatlarda üst limit belirleyebilir
Aydın Ağaoğlu
‘KENDİ AYAKLARINA KURŞUN’
Tüketici Birliği Federasyonu
Başkanı Mehmet Bülent Deniz de fahiş fiyatlama yapan işletmelerin kendi
ayaklarına kurşun sıktıklarını dile getirerek şöyle konuştu:
İşletme sahibinden fahiş fiyat boykotuna destek: Devlet fiyatlarda üst limit belirleyebilir
“Hazine ve Maliye Bakanımızın
miktarsal sıkılaştırma diye formüle ettiği efsane sonuç vermeye başladı. Yani
tüketiciler önce lüks sayılabilecek ihtiyaçlarını karşılamaktan geri durmaya
başladı. Şimdi ise insanın en doğal ihtiyaçlardan biri olan sosyalleşme veya
bir yakını ile yemek yeme ihtiyacını da rafa kaldırma ihtimali ortaya çıkıyor.
Evet, Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 60, yüzde 70’lerin altına düşmedi. Ama
bir de fırsatçılarımız var. Fakat bunlar kendi ayaklarına kurşun sıkıyorlar.
Geldiğimiz nokta bir kendi kendine gelişen tüketici hareketine dönüştü.”