-
HABER Elinde olan yandı: Bu paralar artık geçersiz sayılacak
30 Mart
-
HABER Yurtdışından gümrük işlemsiz internet alışverişi dönemi bitiyor
07 Ocak
-
HABER Bankalar vatandaşı uyardı: Bu para artık ATM'den çekilemeyecek
04 Mart
-
HABER SMA’dan sonra Aptamil de toplatılıyor; bakanlıktan "İade edin" uyarısı
08 Şubat
Siyonizmi
destekleyen firmaların ürünlerinin kararlı ve devamlı bir şekilde boykot edilmesine ilişkin konuşan Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz, saldırılar bitse ve herkes evine dönse bile boykotun devam etmesi gerektiğini söyledi.
İşgal rejiminin Gazze'ye yönelik yaklaşık 4 aydır sürdürdüğü
katliam ve soykırımın başladığı süreçten bu yana Türkiye başta olmak üzere
birçok ülkede siyonist işgal rejimine ait veya onları destekleyen firmalara
yönelik boykot da devam ediyor. Yapılan boykot, işgal
rejiminin para kaynaklarını olumsuz etkilerken onları destekleyen birçok
firmanın da ciddi oranda zarar etmesine, boykot ürünlerine alternatif olarak
yerli ürünlerin piyasaya girmesine vesile oldu. Yaşanan gelişmelerden etkilenen
firmalar ciddi oranda indirimlere başvursa da bilinçli tüketiciler tarafından
ilgi görmedi. İşgal rejimini destekleyen firmaların boykot edilmesi, boykotun
yaygın ve sürekli hale getirilmesi, firmaların indirim tuzaklarına karşı
takınılması gereken tavır ile ilgili İLKHA muhabirine konuşan Tüketici Birliği
Federasyonu (TBF) Başkanı Av. Mehmet Bülent Deniz, Türkiye başta olmak üzere
dünyanın birçok ülkesinde işgal rejimine karşı bir tepki oluştuğunu, yapılan
boykotun başarıya ulaştığını, boykotun işgal dursa bile küresel sermayeye
destek sunmamak, işgal rejimine haddini bildirmek için boykota devam edilmesi
çağrısında bulundu.
"BOYKOT
ÇALIŞMALARINDA BAŞARILI OLDUK"
Deniz, "Dünyadaki mevcut ekonomik sistem sadece insanların satın alması
üzerinden gidiyor. İnsanlar ne kadar çok satın alırsa kapitalizm o denli
büyüyecek. İsrail ile ilgili meselede 7 Ekim'den sonra hızlı bir şekilde
hareket ederek işgal rejimine destek veren veya satın aldığımızda elde edilen
karlarla soykırıma destek veren firmalar üzerinde bir çalışma yaptık ve
'cephane bizden değil' diye bir tüketici boykotu oluşturduk. Geçmiş zamanlarda
da Irak işgalinde, Filistin meselesinde hatta İtalya ve İsveç ile ilgili boykot
meselesini sıklıkla yaptık ve başarılı olduk."
BOYKOT
AMA NASIL?
Boykot yapıldığında birkaç temel sorunun ortaya çıktığını,
boykot yaparken dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili bazı hatırlatmalarda
bulunan Deniz, "Boykot edilecek ürünün gerçekten probleme destek verip
vermediği veya destekleyen ülkenin markası olup olmadığının tespit edilmesidir.
Bugün ekonomi o kadar küreselleşti ki bilgisayar devresi Tayland'da, kasası
Fransa'da, yazılımı Çin'de yapılıyor ve ABD markası olarak önümüze çıkıyor.
Boykotu öyle kurgulamak gerekir ki tüketici açısından alternatifi olmalı. Telefonlarımızdaki,
bilgisayarlarımızdaki yazılımları Amerikan malı diye kullanmayalım dersek bu
mümkün olmaz. İkincisi; boykot ediyoruz da ne oluyor? Düşüncesi boykotu kıran
en büyük düşmanlardan birisi. Yaptığımız her boykotta bunları esas alarak
yapıyoruz ve elhamdülillah başarılı oluyoruz. En son 7 Ekim'den sonraki
meselede dünya halklarında ve insanımızdaki büyük öfke 'hiç olmazsa boykot
edelim' düşüncesini oluşturdu. Ardından bir de baktık ki bir sürü ürün boykot
listesinde yer alıyor. Bu listeleri incelediğimizde birçok ürünün yerli ürün
olduğunu veya listelerde yer alan markaların soykırım ile hiçbir ilgisinin
olmadığını gördük. En doğru boykotu yine bir tüketici örgütü olarak 'cephane
bizden değil' diyerek başlattık ve kademeli olarak boykot ürünlerini paylaştık.
Boykot başlattıktan sonra ilk tepki, 'boykot ediyorsunuz da ne oluyor? Şeklinde
bir kamuoyu oluşturulmaya başlanıyor. Bu tepkiyi gördüğümüzde boykotun işe
yaradığını anlıyoruz." diye konuştu.
"BÜYÜK
ŞİRKETLER ÜLKELERİNE GERİ ADIM ATMALARI İÇİN BASKI UYGULAMALI"
Deniz, "Yaklaşık 4 aydır sürdürdüğümüz boykot sadece
Türkiye'de değil Türki cumhuriyetlerde, Ortadoğu'da ciddi etkileri oluyor.
Boykot markalarının bizimle kurduğu iletişimle bize verdikleri bilgiyle ne
kadar yıprandıklarını görüyoruz. Boykot ettiğimizde 'firmanın ne kabahati var?'
Şeklinde bir soru ortaya çıkıyor. Bunların hepsi uluslararası şirketler.
Dolayısıyla bu şirketler, soykırımı destekleyen ülkelerin yönetimlerine baskı
kurabilirler. Biz de onlarla derdimizin olmadığını söylüyoruz. Örneğin kola firmasını
boykot ettiğimizde Türkiye'de yaklaşık 36 bin insanın ekmek parasıyla ilgili
bir durum ortaya çıkıyor. Karşımıza bunu getiriyorlar. Biz de diyoruz ki madem
bu kadar güçlü bir şirketsiniz o zaman kendi hükümetinize baskı yapın ve geri
adım atılmasını sağlayın." şeklinde konuştu. Daha önce Ermeni yasa
tasarısı ile ilgili Fransa'ya yönelik yaptıkları bir boykotun satışları epey
düşürdüğünü ve firma yetkililerin kendilerine gelerek durumu bildirdiklerini,
ardından kendi hükümetlerine yaptıkları bası sonucunda yasa tasarısının geri
çekildiğini hatırlatan Deniz, bu durumun ülkemizde de bazı kahve zincirlerine
yönelik gerçekleştiğini, kararlı boykotun ciddi etkisinin olduğunu ifade etti.
Ateşkes olsa da boykot listesinde olan ürünlerin her zaman boykot edilmeye
devam edilmesi gerektiğini, kapitalist düzene hizmet etmemek adına bunun
sürdürülmesinin önemli olduğunu vurguladı.
"BOYKOT
SADECE TÜRKİYE'DE DEĞİL AVRUPA'NIN BİRÇOK ÜLKESİNDE KARŞILIK BULDU"
Yapılan boykotun yerli üreticileri de harekete geçirdiğini
aktaran Deniz, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Boykot yerli üretici için
bir fırsattır. Son dönemde yerli üreticilerin boşalan pazarda bir alternatif
oluşturmaya gayret ettiklerini memnuniyetle görüyoruz. Dolayısıyla hiçbir şey
yapamasak bile 'benim param Gazze'deki kardeşimin başına bomba olarak düşmesin'
düşüncesi herkeste olmalı. Avrupa'da da bunun yansımalarını görüyoruz. Yakın
zamanda Avrupa'daydım. Düğün salonlarını kiralayan kişiler, ikram olarak kolalı
içecekler istemediklerini belirten kontratlar imzalayarak salonu tutuyorlar.
Yine Müslüman olsun olmasın birçok kişinin boykot hassasiyeti olduğunu gördük.
Dünya halkları zaten Gazze meselesiyle ilgili her hafta sonu sokaklarda ve
kendi hükümetlerinin politikalarını eleştiriyorlar. Boykotta sadece bu işi
örgütsel olarak planlayan bizim gibi federasyonların çağrılarına kulak
verilmeli. Çünkü bazen rakip firmanın bile ismi boykot listesinde olabiliyor.
Dolayısıyla örgütsel yapılardan çıkan boykotların başarıya ulaşmaması mümkün
değil. Sadece Türkiye değil birçok dünya halkı da boykot konusunda gereken
hassasiyeti gösteriyor. Firmaların bilançoları zaten bunun en büyük
göstergesidir. Hem bilançolarına baktığımızda zarar yazdıklarını görüyoruz hem
de isimleri açıklanır açıklanmaz söz konusu firmaların özellikle marketlerde
çok ciddi indirimlere gittiğini görüyoruz. Çok ciddi indirim demek tüketicinin
boykotunun başarıya ulaştığını gösteriyor. Bu, tüketici lehine çok olumlu bir
sonuç. Biz satın almazsak bu iş oluyor demektir. İkinci olarak bu indirimler
tüketiciyi yanıltmamalı. Gazze'de ateşkes ilan edilip insanlar evlerine dönse
de boykot bitirilmemeli. Bu işgalci zihniyet, bugün belki duracaktır ama bir
başka zaman yeniden başlayacaktır. Dolayısıyla bunlara hadlerini bildirmek için
alternatifi olduğu müddetçe tüketilmemesi gereken markalardır."
"BU
DÖNEM EKONOMİK ÇIKARLARI DÜŞÜNMENİN DEĞİL KARDEŞLERİMİZE YÖNELİK YAPILAN
SALDIRIYA KARŞI BİR DURUŞ ORAYA KOYMANIN DÖNEMİDİR"
Deniz, "Pazarda boşluk olunca yerli üreticiler harekete
geçtiler ama tüketiciye sundukları ürünlerin fiyat farkı tüketicinin canını
sıkıyor. Aynı şey yayın kuruluşlarının veya yerel yönetimlerin yaptığı
reklamlarda da görüyoruz. Boykot ürünlerinin reklamlarını döndürmeye devam
ediyorlar. Oradan gelecek paraya tamah edeceklerine yerli üretim yapanlara
destek verilmesinin doğru olacağını düşünüyoruz. Boykot halk ile devletin
müşterek yapması gereken bir şeydir. Devlet açısından israil ile yapılacak ihracatın,
ithalatın önünün kesilmesi belki ekonomiye zarar verecektir ama bu dönem zararı
hesaplamanın dönemi değildir. Bu dönem kardeşlerimize yönelik yapılan saldırıya
karşı bir duruş oraya koymanın dönemidir. Devlet de buna katılmalıdır."
dedi. (İLKHA)