-
HABER Tüketici derneklerinden özel okullardaki fiyat artışlarına ilişkin uyarı
03 Şubat
-
HABER Uzmanlar, olası kredi kartı sınırlamasını nasıl değerlendiriyor?
02 Mart
-
HABER Yozgat’ta ATM’lere dikkat edin!
02 Mart
-
HABER İsrail'i boykot Türkiye'de de tüketicilerin satın alma tercihlerini etkiledi Star
19 Şubat
Yaşanan deprem felaketi Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) uygulamalarında
sıkıntılar olduğunu ortaya çıkardı. TBF üyesi MİYED'den yapılan
değerlendirmede, 'En yüksek hasar bedeli ödemesinin ekonominin gereklerine
uygun olarak yeniden belirlenmesi gereklidir.' denildi
Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS)
uygulamalarını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Üyesi Mavi
İklim Yeşil Dünya Tüketici Hareketi Derneği (MİYED) Yönetim Kurulu Üyesi
Abdurrahman Özkaynak, “Yaşanan afet, zorunlu deprem sigortasını yaşamın gereklerine
uygun duruma getirmek için yol gösterici olmuştur.” mesajı verdi.
Özkaynak yaptığı yazılı
açıklamada, “Maraş Depremi ile birlikte ZDS uygulamasının eksik yönleri ortaya
çıkmıştır.” diyerek, şu örneği verdi: “İstanbul, Üsküdar, Acıbadem
Mahallesi’nde, 1976-99 arası yapılmış, 4-7 katlı betonarme bir binada bulunan
37 m2 lik mesken için 242 TL yıllık prim ödenerek ZDS yaptırıldığında, hasar
durumunda ödenecek en yüksek tutar 111 bin 600 TL olacaktır. Aynı binadaki 225
m2 ve üzeri mesken için bin 387 TL yıllık prim karşılığında, hasar için
ödenecek tutar 640 bin TL’yi geçemeyecektir.”
640
BİN LİRAYA KONUT ALINAMIYOR
Yine
“Konya, Meram, Aşkan Mahallesi’nde, 1976-99 arası yapılmış, 4-7 katlı betonarme
bir binada bulunan 73 m2 ye kadar olan mesken için 80 TL yıllık prim
karşılığında hasar ödemesi en fazla 220 bin TL olacağını; aynı binadaki 212 m2
ve üzeri mesken için ise, 212 TL yıllık prim karşılığında, en fazla 640 bin
TL’lık hasar güvence altına alınacağını” belirten Özkaynak, sözlerini şöyle
sürdürdü: “Üstelik 1 Ocak 2023 tarihinden önce yaptırılan ZDS’nda en yüksek
tutar olan risk bedeli ödemesi 640 bin TL yerine, 320 bin TL olacaktır. Hasar
durumunda ZDS tarafından ödenecek en yüksek hasar bedeli olan (320 bin TL) 640
bin TL’nin günümüz ekonomik koşullarında ve meskenlerin satış bedellerinin
geldiği seviye dikkate alındığında geride kaldığı, ekonominin gerçekleriyle
uyumsuz olduğu açıktır. Depremde meskeni hasar görmüş bir yurttaşın alabileceği
en fazla 640 bin TL ile mevcut ekonomik koşullarda başka bir konut satın alması
neredeyse olanaksızdır.”
ARTIŞ
POLİÇEYE YANSITILMIYOR
Geçen
yıl sonbaharda başlatılan “TOKİ sosyal konut projesi” kapsamında 2+1 evlerin
fiyatı en düşük 608 bin lira, 3+1 evlerin fiyatı ise 850 bin TL olarak
belirlenmişti. Çelik iskelet yapıların fiyatlarının ise (95-100 metrekare, 2+1)
daire başına 40 bin dolar ile 65 bin dolar arasında değiştiği belirtiliyor.
Yani 750 bin lira ile 1 milyon 220 bin lira arasında.
Risk
bedeli ve prim tutarının belirlenmesinde, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığı tarafından açıklanan inşaat m2 birim maliyet tutarlarının esas
alındığını kaydeden Abdurrahman Özkaynak, “Ancak bu tutarlar yıl içinde artan
maliyetler nedeniyle değişmekte ve değişen maliyetler bakanlık tarafından ilan
edilmektedir. Ancak m2 inşaat maliyetindeki artışlar, ZDS poliçesine
yansıtılmamakta, depremzedenin
gerçek
hasarı ile teminat altına alınan risk arasındaki makas gittikçe açılmaktadır.”
mesajı verdi.
RAYİÇ
BEDEL GERÇEKÇİ OLMALI
“Afet
sonrası kapsayıcı bir yaklaşım olan ZDS için öngörülen en yüksek hasar bedeli
ödemesinin ekonominin gereklerine uygun olarak yeniden belirlenmesi
gereklidir.” önerisini getiren Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Üyesi Mavi
İklim Yeşil Dünya Tüketici Hareketi Derneği'nin (MİYED) Yönetim Kurulu Üyesi
Abdurrahman Özkaynak, “Bunun için gerçekçi rayiç bedeller tespit edilmeli,
örneğin; tapudaki son işlem tarihinde bildirilen bedelin, ZDS’nın yaptırılacağı
tarihe kadar TÜFE'ye göre artırılmış bedel ve benzeri gerçekçi ve objektif
kıstaslar getirilmelidir. Yine özellikle bakanlık tarafından inşaat m2 birim
fiyatlarında ilan edilen artışın da, risk bedeline aynen yansıtılması
sağlanmalı; Zorunlu Trafik Sigortasında olduğu gibi ek bir zeyilname koşulu
aranmaksızın, poliçenin kapsadığı risk bedeli otomatik olarak artırılmalıdır.”
dedi.
2012'DE
ZORUNLU OLDU
1999 Depremi sonrası, yıkılan
binaların yeniden yapılabilmesi ve deprem zararlarının kısmen de olsa
giderilebilmesi için 2000 yılında Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) kuruldu.
9 Mayıs 2012 tarihli ve 6305 sayılı Afet Sigortaları Yasası ile “belediye sınırları
içinde bulunan tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde inşa edilmiş binalar, bu
binalar içindeki mesken, ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan
bağımsız bölümler” için Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) yaptırılması zorunluluğu
getirildi.